Archive for category Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi)

PİLONİDAL SİNÜS (KIL DÖNMESİ)

KIL DÖNMESİ (PİLONİDAL SİNÜS)

Pilonidal Sinüs “Ağızlaşmış Kıl Yuvası” olarak türkçeye çevirilebilir.  Sıklıkla kuyruk sokumunda saptanan bir hastalık olmakla birlikte, koltukaltı, kasıklar veya parmak araları gibi başka bölgelerde de nadir de olsa görülebilir.  Bu hastalık genelde kuyruk sokumunda görüldüğünden eskiden kullanılan kist dermoid sakral ismiyle de bilinmektedir. Kuyruk sokumunda, anal kanaldan genelde yaklaşık 4-5 cm uzaklıkta, orta hat üzerinde içerisinde kıl bulunan kistik bir hastalıktır. Genelde kistin deriye açılan bir veya birkaç ağzı vardır.

Pilonidal Sinüs'ün MR Görüntüsü

Pilonidal sinüs, kıllanmanın ve yağ hücrelerinin etkinliğinin artığı ergenlik döneminde başlar. En sık 20-25 yaşlarındaki erkeklerde görülmekle birlikte 15-45 yaş arasındaki her iki cinste de görülebilir.

Pilonidal sinüsün az bir kısmı doğumsal kökenlidir. Olguların büyük bir çoğunluğunda ise kronik tahrişler sonucunda cilt altına girerek büyüyen kılların hastalığa sebep olduğu kabul edilmektedir. Pilonidal sinüsün çok nadiren de olsa kansere değişim gösterebildiğini belirten bilimsel yayınlar vardır.

Pilonidal sinüs  genellikle belirti vermez. Ancak hasta fistül ağzından gelen akıntı ve kılların çamaşırı kirletmesinden yakınabilir. Pilonidal sinüs bazen akut olarak iltihaplanır, bu durumda  tabloyu akut bir apsenin belirti ve bulguları belirler.

Tanı

Tanı genellikle kolaydır. Kuyruk sokumunda, orta hat üzerinde içerisinde kıl gelen bir fistül hattının görülmesi ile tanı konulur. Çok nadir olarak bazı durumlarda ultrasononografi veya MR gibi görüntüleme sistemlerine başvurulabilir.

Tedavi

Pilonidal sinüsün tedavisi cerrahidir. Temel kural kılların bulunduğu kistin fistül ile birlikte çıkarılmasıdır.

Kist çıkarıldıktan sonra oluşan boşluğun kapatılmasına göre ameliyatlar isimlendirilmektedir. Kist çıkarıldıktan sonra yara kenarlarının karşılıklı kapatılmasına primer onarım denir.

Primer Onarım

Kist çıkarıldıktan sonra yaranın açık bırakılarak aşağıdan doku gelerek iyileşmesine sekonder iyileşme denir.

Sekonder İyileşme

Kist boşluğunun yan taraftan  doku kaydırılarak  kapatılmasına flep yöntemi denir. Bu yöntemler içinde hastanın en kısa sürede normal hayatına dönüşünü sağlayan ve nüks oranı en düşük olan flep yöntemidir. Ancak bazen kistin boyutu ve yayılımı göz önüne alınarak diğer yöntemlere de başvurulabilir.

Limberg Flep

Pilonidal Sinüs Apsesi

Kist dermoid sakral apsesi geliştiğinde  önce apse cerrahi müdahale ile boşaltılır ve pansumanlarla hastanın iyileşmesi sağlanır, ardından hasta ameliyat edilir. Buradaki amaç iltihabi bulgular geriledikten sonra hasta ameliyat ederek  nüksü oranını düşük tutmak ve yara iyileşmesini kısa sürede  sağlamaktır. Bu nedenledir ki teşhisi konulmuş olan hastalığın tedavisini hastalar en kısa zamanda yaptırmalıdır.

Ameliyatsız, kist drene edilerek içine bir takım yakıcı maddeler (gümüş nitrat, fenol, nirat tarjan v.b.) enjekte edilerek kistin yapışmasını sağlayan yöntemler de tarif edilmiştir. Ancak bu yöntemlerde enfeksiyon ve abse gelişim oranı ve nüks olma sıklığı çok yüksek olduğundan yaygın olarak kullanılmamakta ve pek tavsiye edilmemektedir.

Op. Dr. Türker Ertürk

Genel Cerrahi Uzmanı

No Comments