Archive for category Safra Kesesi Taşı

Safra Kesesi Taşı

SAFRA KESESİ

Safra kesesi, karacigerin alt yüzünde sağ ve sol lobları ayıran olukta yerleşiktir. Fundus denilen kısım karaciger kenarını 1-2 cm geçse de, ancak kese boşalımı aksadığı durumlarda muayenede ele gelir. Safra kesesinin içinde normalde yaklaşık 50 ml – 60 ml safra vardır.

İnsan vücüdunda günde ortalama 500-1500 ml kadar safra yapılır. Safra karaciger hücreleri ve safra yollarındaki hücrelerden salgılanır. Yemekler arasındaki dönemde safra, safra kesesinde toplanır ve burada %20 oranında yoğunlaştırılır. Gıda alındığında (özellikle yağlı ve kolsterolden zengin gıdalar)  safra kesesi kasılır ve sara yolunun son kısımındaki sfinkter gevşer; safra oniki parmak bağırsağına fışkırır tarzda akar. Safranın işlevi  yağlı yiyecekleri çözünür hale getirmek ve emilimini kolaylaştırmaktır.

SAFRA KESESİ TAŞI

Tanıya yardımcı yöntemler:

Direkt Karın Grafisi: Bu yöntemle, safra taşı olan hastaların %10-15 inde sadece ışın geçirmez taşların varlığı saptanabilir.

Ultrasonografi: Safra yolları hastalıklarının tanısında ilk başvurulacak yöntemdir. Ultrasonografi kese içeriğini gösterdiği gibi, kese duvarının özelliklerini ve kese çevresindeki patolojileride ortaya koyar.

Bilgisayarlı Tomografi: Safra yolları hastalıklarının değerlendirilmesinde ilk tercih edilen inceleme yöntemi değildir. Ancak diğer yöntemlere rağmen tanı güçlüğü devem ediyorsa ve özellikle çevre dokular (örneğin karaciğer) için ek bilgiler elde edilmek isteniyorsa başvurulacak tetkiklerdendir.
Manyetik Rezorans (MRI): Safra yoları hakkında veya çevre organlar hakkında daha detaylı bilgi edinmek için kullanılır.

Mide ve oniki parmak barsağına ait hastalıkların yarattığı ağrılar safra kesesi ağrıları ile sıklıkla karışabildiği için, şüphe edilen hastalarda gastroskopi de yaptırılması uygun olacaktır.

Safra kesesi taşı erişkinlerin  % 10 nunda görülür. Taşların %85 ‘i kolesterol taşı olup geri kalanı pigment taşlarıdır.

Safra Kesesi Taşı İçin Risk Faktörleri:

1. Kolesterol taşları: Yaş, cinsiyet (kadınlarda daha sık), şişmanlık, batı tipi  diyet, hızlı kilo verme

2. Pigment taşları:Kan hücrelerinin yıkımına bağlı gelişen kansızlık, karaciğer yetersizliği veya ince bağırsakların büyük bölümünün ameliyatla çıkartılması.

Safra kesesinde taş olan hastayı üç grupta incelemekte fayda vardır.

Bu üç grupta asemptomatik (belirti vermeyen) olgulardan komplike olgulara doğru bir geçiş olabilir. Ancak çoğu zaman asemtomatik olgu bu şekilde kalabilir. Asemptomatik olguların %1-2 si her yıl semptomatik hale geldiği bildirilmektedir.

1.Asemptomatik (Belirti Vermeyen) Safra Taşları:

Bu taşlar herhangi bir şikayete sebep olmazlar, safra kesendeki taş genelde başka rahatsızlıklar sırasında yapılan tetkikler sonucunda tesadüfen tespit edilirler. Bu gruptan olanların az da olsa bir kısmında tehlikeli komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Bu komplikasyonlar genelde safra kesesi iltihabı ve safra yollarına taş kaçması sonucu oluşan tıkayıcı tipte sarılıktır. Özellikle şeker hastalığı, dolmayan safra kesesi, büyük taşların varlığı ve kireçlenmiş safra kesesi gibi durumlarda safra kesesi ameliyatı önerilebilir.

2.Semptomatik Safra Taşları:

Esas semptom biliyer kolik dediğimiz safra kesesinin boşalması için kasılmasına bağlı gelişen ağrılardır. Bu ağrılar genellikle mide üzerinde ve karnın sağ üst kadranındadır. Ağrılar genellikle ciddidir ve çoğunlukla yemeklerden birkaç saat sonra başlar.

Semptomatik safra taşları; akut safra kesesi iltihabı, mide ülseri, reflü hastalığı, spastik kolon hastalığı, kalp krizi ve  zatüre ile karışabilir. Semptomların benzerliği nedeni ile karın üst kadran ağrılarında hastaya ultrasonografi ile birlikte gastroskopi, akciğer grafisi ve şüphe halinde EKG tetkikleri de yaptırılması gerekebilir.

Safra Kesesi Taşının Komplikasyonları

a) Akut Kolesistit:

Safra kesesi taşlarının iltihabi bir komplikasyonu olup safra kesesinde iltihabi değişikliklere yol açmaktadır. Akut kolesisititde sistik kanalın bir taş tarafından tıkanması ile başlayan biliyer kolik benzeri bir ağrı vardır. Ancak biliyer kolikken farklı olarak direçli ve süreklidir. Bazı vakalarda ise taşın sistik kanaldan düşmemesi  sonucu akut kolesistit komplikasyonları gelişir.

Labaratuar değişiliği olarak hemogramda lökosit dediğimiz vücütta iltihabın bulunduğunu gösteren hücrelerde hafif artış söz konusu olabilir. Bazı hastalarda karaciğer fonksiyon testleri yükselebilir.

b)Koledok (Ana Safra Kanalı) Taşları:

Genellikle safra kesesinden sistik kanal yolu ile safra yollarına düşen taşlar sonucu oluşur.

Koledok taşı olan hastalar genellikle sarılık ile başvurur. Olgular ağrılı olabilir veya olmayabilir. Fizik muayenede akut kolesistit ile birlikte olmadıkça bulgular sarılık ile sınırlıdır. Tanıda ultrasonografi, Safra yolları MR’ı (MRCP), Bilgisayarlı tomografi ve kan testleri yardımcıdır.

Sarılığı olan ve safra yollarında taşı olan hastalara malignitenin (kanserin) ekarte edilmesi ve taşın çıkarılması için ERCP dediğimiz işlem yapılmalıdır. ERCP’de endoskopik olarak oniki parmak barsağına girilerek buradan ana safra kanalının içine özel aletler ile ulaşılır. Skopi ile bu bölge görüntülenir ve gerekiyorsa ana safra kanalının son kısımındaki kas gevşetilir. Özel aletler vasıtası ile kanal içindeki taş veya safra çamuru temizlenmeye çalışılır. ERCP işlemi ile taş safra yollarından alındıktan 48-72 saat sonra hastaya safra kesesi ameliyatı (kolesistektomi operasyonu) yapılması uygun olabilir. ERCP’nin başarısız olduğu olgularda safra yolları ameliyatı uygulanır.

Yaşlı ve genel durumu bozuk olan hastalar dışında mutlaka safra kesesi ameliyatı uygulanmalıdır.

c)Akut Kolanjit:

Safra yollarının hayatı tehdit eden bir enfeksiyonudur. Kolanjit subklinik hafif bir tablodan  toksik dediğimiz ciddi tabloya kadar karşımıza değişik formlarda çıkabilir. Ultrasonografi veya MRCP ile genişlemiş safra yolu görüntülenebilmekte ancak kesin tanı ERCP yada PTK (karaciğerden safra yollarının dışa drenajı) ile konulmaktadır.

Akut kolanjitin başlangıç tedavisinde geniş spektrumlu antibiyotikler kullanılır. Toksik kolanjit olgularında veya antibiyotik tedavisine dirençli olgularda acil safra yolu drenajı yapılmalıdır. ERCP + nasobiliyer drenaj yada PTK ile drenaj yapılmalıdır. Eğer bu yöntemler ile drenaj yapılamıyorsa cerrahi drenaj yapılmalıdır.

d)Safra Taşı İleusu:

Nadir bir safra taşı kompikasyonudur.   Genellikle barsağın en dar olan terminal ileumun taş ile tıkanması sonucu oluşur. Tedavisi ameliyat  ile taşın barsak içinden alınmasıdır.

e)Biliyer Pankreatit:

Safra taşlarının veya çamurunun safra kesesinden safra yollarına geçişi sırasında oluşabilen, pankreas dediğimiz organın iltihaplamasıdır. Hastanın genel durumu hafif formdan ciddi durumlara varan değişik bir aralıkta seyredebilir. Erken dönemde ERCP ile sfinkterotomi yapılması yararlı olabilir. Akut pankreatit  atağı hafifledikten sonra tekrarlayan pankteatit ataklarının önlenmesi için  hastaya kolesistektomi operasyonu yapılmalıdır.

Tedavi

Semtomatik safra taşlarının tedavisi cerrahidir. Asemptomatik safra taşlarında ise tedavi şeker hastalığı, dolmayan safra kesesi, büyük taşların varlığı ve kireçlenmiş safra kesesi (porselen safra kesesi),  gibi durumlarda safra kesesi ameliyatı yapılmalıdır.

İki tür ameliyat tekniği vardır:

Açık Kolesistektomi:

Laparoskopik ameliyata uygun olmayan hastalarda tercih edilir. Genelde sağ alt kaburga kemiği altından veya göbek üstü hizasından yapılan kesi ile ameliyata başlanır.

Laparoskopik (Videoskopik) Kolesistektomi:

Hastanın kapalı ameliyat olmasına engel yoksa laparoskopik ameliyat safra kesesinde tercih edilen yöntemdir. Operasyon sonrası komplikasyonlar ve şikayetler açısından daha iyi bir ameliyat tekniğidir. Günlük aktivitelere erken dönebilme, ameliyat sonrası ağrının ve yara yeri enfeksiyonunun daha az olması ve kozmetik açıdan daha iyi sonuçların bildirilmesi  bu ameliyat tekniğinin avantajlarıdır. Ancak bazen kapalı başlanan ameliyatlarda açık tekniğe dönülmesi gerekebilir. Hastalar bu konuda bilgilendirilmelidir.

Ameliyat Sonrası Dönem:

Post-operatif erken dönemde kanama, yara yeri enfeksiyonu gibi genel komplikasyonlar görülebilirse de oranı oldukça düşüktür. Safra kaçağı veya safra yolu tam tıkanıklığı çok nadir görülse de ciddi komplikasyonlardır.

Kapalı ameliyat sonrasında ağrı şikayetleri açık operasyona göre derece ve süre olarak daha azdır.

Ameliyat sonrası geç dönemde safra reflüsüne bağlı gastrit görülebilir.

Hastaların çok yağlı ve çok kolestrol içeren yemeklerden uzak kalması uygun olacaktır. Bu durumlarda karın ağrısı ve yağlı ishal oluşabilir.

Op. Dr. Türker ERTÜRK

Genel Cerrahi Uzmanı

No Comments