Archive for category Tiroid Bezi Hastalıkları (Guatr-Tiroidit-Tiroid Kanseri)

Tiroid Bezi Hastalıkları (Guatr-Tiroidit-Tiroid Kanseri)

TİROİD BEZİ HASTALIKLARI

GUATR

Boyunun ön tarafında oluşan şişlik şeklinde bilinen guatr; birçok vücut fonksiyonunda görev yapan tiroid hormonlarını salgılayan tiroid bezinin büyümesine denilir. Bu büyüme genellikle tiroid bezinin işlevini olumsuz etkiler. Yetişkin kadın popülasyonunun %7’sinde, erkeklerinse %1’inde guatr vardır (ortalama %5). Bu sıklık, iyot yetersizliği olan bölgelerde (%10) ve yaş ilerledikçe (65 yaşından büyüklerde %20) artar. Sık rastlanan bir sağlık sorunu olan guatr’a neden olan tiroid beziyle ilgili olarak şu bilgileri verebiliriz:

“Tiroid bezi bir iç salgı bezidir. Boyunda nefes borusunun iki tarafında yer almaktadır. Tiroid bezi tiroid hormonlarını salgılar. Tiroid bezinde hormon sentezi için iyod mutlaka gereklidir. Bu hormonun azalması veya çoğalması vücutta olumsuz etkiler yapar. Kanda T3, T4 ve TSH denilen hormonların seviyelerine bakarak tanı konulur..”

Hipertiroidi (Fazla Tiroid Hormonu Salgılamak):

Tiroid bezinin fazla hormon salgılamasına hipertiroidi denir.

Hipertiroidi belirtileri şunlardır; sinirlilik, uykusuzluk, yorgunluk, sıcağa tahammülsüzlük, fazla iştaha rağmen kilo kaybı, aşırı terleme, ellerde titreme, kaslarda güçsüzlük. ishal, adet düzensizliği, fertilite azalması, çarpıntı, nabız sayısının artması ve uzun süre devam ederse gözlerde eksoftalmi (gözlerin dışa fırlaması).

Hipertiroidi nedenleri; Bezin çok büyümesi (Diffüz Toksik Guatr veya Basedow-Graves Hastalığı), hormon salgılayan nodüllü guatr (Toksik Nodüler Guatr), bazı Tiroiditler (Tiroid bezinin enflamasyonu), bazı tiroid kanserleri, hipofiz adenomu, nedeni bilinmeyenler.

Tedavisinde tiroid hormonunu düşüren ilaçlar kullanılır. Hormonlar normale düştükten sonra hastalığın türüne göre tedaviye yön verilir (ameliyat, radyoaktif iyot v.b.).

Hipotiroidi (Az Tiroid Hormonu Salgılamak):

Tiroid bezi normalden daha az hormon salgıIanması durumuna hipotiroidi denir.

Halsizlik. çabuk yorulma, hareketlerde ve kalp atımında yavaşlama, uyuklama hali, soğuğa tahammülsüzlük, ses kalınlaşması, saç dökülmesi, kabızlık, kilo alma, kadınlarda adet düzensizlikleri gibi belirtiler verir.

Hipotiroidi nedenlerinin başında iyot eksikliği, tiroiditler (en sık Hashimato Tiroiditi)gelir.

Tedavisinde tiroid hormonu (tiroksin) takviyesi yapılır.

Guatr’ın çeşitleri

Tiroid bezi büyümesinin birkaç değişik çeşidi vardır:

1- Diffüz hiperplazi; bu durumda tirod bezinde sadece büyüme vardır ve tiroid bezi içinde başka oluşum ve patoloji yoktur. Genellikle iyot eksikIiğine bağlı ve bölgesel olarak görülür. Bu formuna “endemik guatr” denir.
2- Nodüler guatr; bu durumda ise tiroid bezinin içinde nodül denilen kitle yada kitleler mevcuttur.”

Guatr’ın Belirtileri

Tiroid bezindeki büyüme tiroid hormonu salgısının azalmasına veya çoğalmasına neden olmuyorsa ne gibi belirtileri olabileceği ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz: ”Boyun ön bölümünde şişkinlik fark edilir. Bu şişkinlik yutkunmakla hareket eder .Büyük guatrlarda baskıya bağlı nefes almakta zorluk ve ses kısıklığı olabilir. Bazen tiroid dokusu fazla büyür ve göğüs kafesinin içine girebilir. Ayrıca tiroid hormonu fazlalığı (Hipertiroidizm) veya eksikliğine (Hipotiroidizm) bağlı belirti ve bulgular olabilir. Nodüler guatr’da çoğunlukla hormon düzeyleri normaldir.

Guatr’da Teşhis ve Tedavi

Guatrın teşhisi konusunda da şunları belirtebiliriz:
“Doktor, elle muayenede tiroid bezinde büyüme olup olmadığını ve hatta bazen nodülleri fark edebilir.Bu durumda hastadan tiroid ultrasonografisi, tiroid hormonları (kan tetkiki) ve gerekirse tiroid sintigrafisi istenir. Bazen iğne biyopsisi  gerekebilir.”

Bu muayene ve tetkikler sonucu guatrın tedavisi için nasıl bir yöntem izleneceği belirlenir. İlaç tedavisinin yanında hekimin uygun gördüğü durumlarda ameliyat gerekebilir.

Hangi durumlarda ameliyatın tercih edileceğine dair vurgulayabileceğimiz noktalar şunlardır:

“Diffüz hiperplazide (basit guatrda) eğer tiroid bezi çok büyümüş ve nefes almayı zorlaştırıyorsa veya estetik olarak hastayı rahatsız ediyorsa ameliyat önerilebilir.
Nodüler guatrda ise
1- Kanser şüphesi,
2- Bası belirtileri,
3- Hipertiroidi,
4- Göğüs kafesinin içine büyüme,
5- Kozmetik sorun varsa ameliyat önerilir.

Ultrasonografi ve tiroid sintigrafisi teşhiste çok önemli rol oynar. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; eğer tiroidde tek nodül buIunduğu saptanırsa ve/veya bu nodüller sintigrafik olarak soğuk nodül ise kanser olma riski nispeten daha yüksektir.

Erkeklerde kadınIara göre ve gençlerde yaşlılara göre tek olan nodüllerin kanser olma riski daha yüksektir.

Çocukluk çağında boyunlarında radyoterapi yapılmış kişilerde tiroid kanseri riskinin çok yüksek olduğu saptanmıştır.

Guatr’da Ameliyat

Tiroid ameliyatının özellikleriyle ilgili şu bilgileri verebiliriz:

“Ameliyattan önce mutlaka tiroid hormon düzeyine bakılması gerekir. Eğer hipertiroidi (yani tiroid hormon fazlalığı) varsa, hasta hemen ameliyat edilemez. Herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmaması için önce ilaç yardımı ile hormonlar normal seviyeye getirilmelidir. Hormonların normal seviyeye indirilmesi işlemi bazen aylar sürebilir.

Ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır.

Total tiroidektomi olarak adlandırılan tiroid ameliyatında gözle görülebilen tüm tiroid dokusu alınır.

Totale yakın tiroidektomide (nearly total tiroidektomi) ise yaklaşık 1gr kadar sağlam tiroid dokusu bırakılır.

Bilateral subtotal tiroidektomi dediğimiz teknikle tiroid dokusunun çoğu alınır. Bir miktar sağlam doku (yaklaşık 2-3gr kadar) bırakılır.

Ameliyat sonrası vücudun ihtiyacı olan tiroid hormonunu hap şeklinde alarak normal hormon seviyesi sağlanır ve rutin takiplerle tedavi düzeyi ayarlanır.

TİROİDİT

Tiroidit hastalığının çeşitlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Akut Tiroiditler

Tiroidin bakterilerle (bazen de virüsler) enfeksiyon kapması sonucu ortaya çıkar. Abse yapabilir. Bu durumda cerrahi tedavi yapılmalı ve abse drene edilmelidir. Enfeksiyon nedeni eğer intrauterin (ana rahminde) dönemden kalan artık kanallar olan ve sinüs piriformis veya tiroglossal kanal denilen yollar ise ameliyatla bu yolların da çıkarılması gerekir.

Subakut Tiroidit (De Quervain Hastalığı)

Süpüratif (iltahaplı) olmayan tiroid bezi enflamasyonudur. Genelde üst solunum yolu enfeksiyonuyla beraber görülür. Tedavisi ilaçlarla medikal olarak yapılır.

Kronik Tiroiditler

Akut tirdiditte olduğu gibi tiroid lojunda inflamasyon, kızarıklık, hassasiyet yoktur. Görünüm guatra benzer ancak farklı olarak bir miktar ağrı olabilir.

Kronik tiroiditlerin iki önemli formu vardır:

1- Hashimato Tiroiditi

En sık görülen tiroidittir. Bu hastalıkta, tiroidle ilgili olarak bilinen otoantikorların hemen tümü (tiroglobülin, antimikrozomal antikor, antinükleer antikor, antiperoksidaz antikor, vs) yükselmiştir. Hashimato tiroiditi hastalarının sadece %20’sinde hipotiroidi olmasına rağmen insanlarda hipotiroidinin en sık nedeni Hashimato tiroiditi’dir. Hashimato tiroiditi kesin tanısı (kan yada radyolojik tetkiklerle değil) sadece iğne biyopsisi ile konulabilir. Hashimato’lu olguların ortalama %10’unda habis tümör olabildiğine dair araştırmalar vardır.

2- Riedel Tiroiditi

Tiroid dokusunda nedeni bilinmeyen fibrozis vardır. Bu nedenle oldukça sert ve fiksedir. En ciddi komplikasyonu; trakeayı sıkarak solunumu engellemesidir. Tiroid öylesine serttir ki iğne ile biyopsi neredeyse imkansızdır. Kesin tanı için açık biopsi gerekebilir.

TİROİD KANSERİ

“Tiroid kanseri son yıllarda sıklığı artan kanserler içinde yer alır. Türkiye’de de son yıllarda tiroid kanseri sıklığı artmaktadır. Bunun etiyolojisini 90’lı yılların başında gerçekleşen Çernobil kazası olarak gösteren uzmanlar bulunmaktadır. Nitekim bu tür nükleer kazalardan sonra oluşan radyasyon sızıntısının etkileri yaklaşık 10 yıl sonra ortaya çıkmaktadır.”

Tiroid Kanser Tipleri

  • Papiller Tiroid Kanseri à En sık görülen tipdir.
  • Folliküler Tiroid Kanseri
  • Hürthle Hücreli Tümörler
  • Medüller Tiroid Kanseri
  • Anaplastik Kanser

Tiroid Kanseri Risk Faktörleri

. Baş-boyun bölgesine radyasyon almak,

. Nodüllü guatr (özellikle soliter yani tek nodül),

. Tiroidit,

. 20 yaşından küçük yada 60 yaşından büyük olmak,

. Erkek cinsiyet,

. Aile anamnezi (özelikle medüller tiroid kanserinde),

. Hızlı büyüyen nodül,

. Ses Kısıklığı,

. Boyunda patolojik lenf  bezesi varlığı,

tiroid kanseri için bazı önemli risk faktörleridir.

Riskler hakkında bazı özel verilere dikkat çekmeliyiz: “Yapılan bilimsel araştırmalarda;

* Sintigrafik görünüme göre hipoaktif (soğuk) nodüllerdeki kanser riski, hiperaktif (sıcak) nodüllerden 4 kat daha yüksektir.

* Soliter (tek) nodüllü olgularda kanser riski, multinodüler guatrdan 2 kat daha yüksektir.

* Diffüz toksik guatr (Basedow-Graves) risk: yaklaşık %5’tir  ve nodüler guatra eşittir.

* Hashimato tiroidit’inde risk: yaklaşık % 5-10’dur.

* Büyük (>4cm) kistlerde risk: yaklaşık %1-4 civarıdır.

* Multinodüler guatrlı erkek hastalarda kanser riski, kadınlardan yaklaşık 2 kat fazladır.

* Yaş ilerledikçe veya küçük yaşlarda (çocukluk, ergenlik) nodüler guatrda kanser riski artar.

* Soliter nodüller için nodül çapı ile kanser riski arasında ilişki yoktur. Ancak multinodüler guatrlarda kanser riski, çapı en büyük olan nodülde en fazladır.

* Multinodüler guatrlı olgularda nodül sayısının artışı ile kanser riski arasında ilişki yoktur.

* Nodül büyüklüğü ile bu nodülün fonksiyonları, kan tiroid hormon yada tiroglobülin miktarları  arasında bir ilişki yoktur.

“Nodül varlığı başlıbaşına bir kanser risk faktörüdür. Ancak buna ikincil risk faktörlerinin eklenmesi kanser olasılığını ciddi şekilde arttırır. Yukarıda verilen risk yüzdeleri çeşitli araştırmalarda farklılık gösterebilmektedir.”

Tiroid Kanserinde Tanı

Tiroid kanseri tanısında şu bilgileri değinmeliyiz;

“Tiroid ultrasonografisi tiroid nodüllerinin kistik mi yoksa solid yapıda mı olduğunu ayırt eden en önemli ve genellikle ilk istenilen tetkiktir. Aynı zamanda tiroid bezinin boyutları ve eğer varsa, nodüllerin büyüklükleri hakkında bilgi verir.

Tiroid sintigrafisi ise sıcak (hiperaktif) ve soğuk (hipoaktif) nodüllerin belirlenmesinde ve tiroid kanseri olgularında kalan tiroid dokusunun ve başka organlara olan yayılımının belirlenmesinde kullanılan bir metoddur. Tiroid kanserinde nodüller genellikle soğuk nodül olarak görüntülenir. Ancak tiroid kistlerinin de sintigrafide soğuk nodül olarak görüldüğünü belirtmekte yarar vardır. Bu nedenle sintigrafi ile birlikte mutlaka tiroid ultrasonografisi de yaptırılmalıdır.

İğne aspirasyon biyopsisi soliter nodüllerde kolay ve güvenilir bir yöntemdir. Ancak bazı tiroid kanser tipleri ile bazı iyi huylu lezyonların ayırımını bu metod ile yapmak çok zordur. Multi nodüler (çok nodüllü) guatr’da ise dominant nodülün (1,5cm’den büyük) veya şüpheli nodüllerin iğne biyopsisi iyi netice verebilir. Ancak bu nodüllerin dışındaki bir yerde kanser olamayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle, iğne biyopsisi sonucu kanser gelenlerde ameliyat tekniği açısından yönlendirici olabilir ama sonucu iyi huylu gelenlerde aynı şeyi söylemek mümkün olmaz. Bu hastalar eğer ameliyat edilmeyecekse ihmal edilmeden düzenli olarak takip edilmelidir.”

Tiroid Kanserlerinin Tedavisi

Beş tedavi seçeneği vardır:

. Cerrahi

. Radyoaktif iyot tedavisi

. Hormonoterapi

. Radyoterapi

. Kemoterapi

“Şüphesiz bunlar içinde birincil ve en etkin yöntem cerrahi yani ameliyattır. Diğer yöntemler genelde cerrahiye adjuvan (yardımcı) olarak kullanılır. Bunlar içinde en etkin olansa radyoaktif iyot tedavisidir. Tiroid kanseri tanısını her zaman ameliyat öncesi koymak mümkün olmaz. Bu nedenle son yıllarda tiroid bezinin tamamı veya tamamına yakınının çıkarıldığı operasyonlar, cerrahlar arasında daha fazla taraftar bulmaya başlamıştır.”

Tiroid Ameliyatlarında Riskler

Ameliyat sonası durumla ilgili olarak da şunları söyleyebiliriz:

“Anestezinin genel riskleri dışında bu ameliyatlara özgü riskler de mevcuttur. Genelde risk azdır. Fakat bölgenin anatomisinde önemli çeşitlilikler sıktır. Bir kişinin sinirinin veya damarının geçtiği yer bir başka kişide farklı yerden geçiyor olabilir. Bunlar özellikle ufak sinirler ve diğer önemli yapılarla ilgilidir. Gelişebilecek riskler şunlardır:

Kanama: Kesilen bir damar ameliyattan sonra erken dönemde kanayabilir. Bu durum nefes almada zorluğa yol açabilir. Genelde kan verilmesi gerekmez, ancak ikinci bir operasyon gerekebilir.

Ses Kısıklığı: Bazı hastalarda ameliyat sonrası ilk birkaç gün ses kısıklığı olabilir. Bu oran yaklaşık % 1’dir. Bu risk özellikle tiroid kanseri, tiroidit geçirmiş olanlar, çok büyük guatrı olanlar ve daha önce guatr ameliyatı olmuş olan hastalar için daha belirgindir. Sinir fonksiyonları normal bile olsa % 5-10 hastada ameliyat sonrası az derecede ses değişiklikleri olabilir. Bazen ameliyat sonrası geçici ses kıslklığı oluşur, ama, bu ses kıslklığı birkaç gün ile birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu geçici ses kısıklığı ameliyat sonrası dokularda gelişen ödeme (şişkinliğe) bağlıdır. Bazen de sesde kabalaşma oluşabilir. Kalıcı ses kısıklıkları oldukça nadir gözlenmesine rağmen, genelde tiroid bezinin çevre dokulara ileri derecede yapışıklığı olması veya anormal anatomik yapılanma nedeni ile olur.

Trakeomalazi: Bazı hastalarda nefes borusunda ameliyat sonrası gevşeme (trakeomalazi) olabilir. Bu komplikasyona genelde hastanın büyümüş tiroid bezinin nefes borusuna uzun bir zaman boyunca yaptığı bası sonucu dokudaki gevşeme sebep olur. Ciddi bir durumdur.

Hipokalsemi: Operasyon sonrası kanda kalsiyum seviyeleri düşebilir. Bu durumda kalsiyum içeren ilaçlar damar yada ağız yolu ile verilecektir. Guatr ameliyatlarından sonra % 15, paratiroid ameliyatlarından sonra % 25 hastada birkaç gün yada hafta kalsiyum verilmesi gerekebilir. Tüm tiroid bezi çıkarılsa bile ancak % 1-2 hasta 6 aydan uzun kalsiyum almak zorunda kalır.

Ameliyat Sonrası:

Ameliyatta tüm tiroid bezi çıkarılırsa, vücudun ihtiyacı olan tiroid hormonunu hap şeklinde alarak normal hormon seviyesi sağlanır. Tiroid bezinin bir kısmı çıkarılırsa bu durumda ilaç alıp almayacağınız, yapılacak kandaki tiroid hormonu seviyesinin tespiti sonrası belli olacaktır.

Eğer çıkarılan dokunun patolojik incelemesinde kanser hücreleri saptanmışsa, ameliyat sonrası çıkarılan dokudaki kanser tipine ve yapılan ameliyat şekline göre; onkologlar, nüleer tıp uzmanları ve  cerrahlar tarafından takip ve tedaviniz devam edebilir.

Genel Cerrahi Uzmanı olarak özellikle vurgulamamız gereken bir konu şudur:

“Unutmamak gerekir ki her cerrahi girişimin kendine özgü bazı riskleri mevcuttur. Ameliyat olmamanın riskleri, ameliyat riskleri ile karşılaştırılarak, konunun uzmanı doktorlar tarafından hastalara aktarılmalı ve hasta bilgilendirilmelidir. Tıpda bazı hastalıklarda cerrahi tedavi, ameliyatların risklerine rağmen halen en etkili tedavi yöntemidir.”


Op. Dr. Türker ERTÜRK

Genel Cerrahi Uzmanı

1 Comment